Lahey Sözleşmesi kapsamında çocuk iadesi

Başvurucu ile eşi 2010 yılında Türkiye’de evlenmişler ve Almanya’ya yerleşmişlerdir. 2013 ve 2014 doğumlu iki çocukları vardır.

Başvurucu 2018 yılında Türkiye’de boşanma davası açmıştır.

Mahkeme geçici velayeti başvurucuya bırakmış, dava sonuna kadar çocukların yurt dışına çıkışını yasaklamıştır.

Daha sonra Almanya’da bulunan babanın talebiyle mutat mesken olan Almanya’ya iade konusunda Başsavcılık tarafından bir dava açılmıştır.

Gerekli araştırma sonucunda çocukların iade talebinin reddine dair karar verilmiştir.

Verilen karar Yargıtay tarafından “çocukların mutat meskenlerinin Almanya olduğu 2018 yılında Türkiye’ye getirildikleri, tekrar mutat meskenlerine götürülmedikleri, çocukların mutat meskeninin bulunduğu devletin kanunundan doğan babanın velayet hakkının ihlali suretiyle davalı anne tarafından Türkiye’de haksız olarak alıkonulduğu, 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre kanuna aykırılık gerçekleştiği, çocukların zarar göreceğini ilişkin herhangi bir delil ve olgu ortaya konulmadığı” gerekçeleriyle bozulmuştur.

Yerel mahkeme bozma sonrası Yargıtay bozmasına uyarak iade talebinin kabulüne karar vermiştir.

Karar bu şekilde kesinleşmiştir.

Başvurucu kararın “aile hayatına saygı hakkını” ihlal ettiği gerekçesiyle bireysel başvuru yoluna gitmiştir.

Anayasa Mahkemesi şu değerlendirmeleri yapmıştır:

Lahey Sözleşmesi’ne taraf bir devlette mutat olarak ikamet eden çocuğun diğer bir taraf devlete yasa dışı kaçırılması veya orada alıkonulması durumunda Sözleşme’de yer verilen sınırlı sayıdaki istisnai haller dışında çocuğun bulunduğu ülkenin yetkili makamlarının, çocuğu mutat ikametgahı olan ülkesine ivedi şekilde iade etmesi zorunludur.

Lahey Sözleşmesi’nin 13. Maddesine göre alıkonulan çocuğun mutat meskeni tespit edildikten sonra ancak çocuğun iade edilmesinin çocuğu fiziksel veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağının veya başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğinin tespiti halinde yargısal makamların usule ilişkin güvenceleri işleterek ve çocuğun üstün yararı göz önüne alarak iade talebini reddetme konusunda takdir yetkisine sahip oldukları sabittir

Lahey Sözleşmesi’nin temel amacı, çocuğun mutat meskeni olan ülkesine iade edilmesini sağlayarak koruma hakkının nasıl düzenlenmesi gerektiğinin çocuğun üstün yararı nazara alınmak suretiyle mutat meskenin yargı makamlarınca belirlenmesidir.

Çocuğun mutat meskene iadesine ilişkin davalarda tarafların koşulları ayrıntılı bir şekilde incelenmeli, tarafların çıkarları ile çocuğun yüksek menfaati arasında bir denge kurulmalı, sonuç olarak çocuk için en iyi çözümün ne olduğu tespit edilerek karar verilmelidir.

Bu şekilde Lahey Sözleşmesi kapsamındaki taleplerin acil işlerden sayılarak ivedilikle sonuçlandırılması kuralının geçerli olduğu dikkate alındığında yargılamanın üç yıl gibi uzun bir sürede tamamlanması, Lahey Sözleşmesi’nin ortaya çıkış amacına aykırı olduğu gibi başvurucu ile çocuk arasındaki bağların sürdürülebilirliğine telafisi imkansız zararların verilmesine yol açmıştır.

Mahkeme, alınan uzman raporları sonucunda çocukların ve annenin koşullarını da değerlendirerek anne yanında kalmalarının çocuklarının yararına olduğunu belirtmesine rağmen Yargıtay tarafından bu koşulların ortadan kalkması, çocukların anneden koparılmalarının olası olumsuz sonuçları, annenin yurt dışında yaşama imkanı olup olmadığı hususları çocuğun üstün yararı ilkesi de gözetilerek tartışılmadan şekli bir inceleme yapılmıştır.

Sonuç olarak somut olayın koşulları, çocuğun yüksek yararı ilkesi ve Lahey sözleşmesi birlikte gözetilmek suretiyle aile hayatına saygı kapsamında ilgili ve yeterli gerekçeyle bir değerlendirme yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa mahkemesi bu gerekçelerle yargılamanın uzun sürmesi ve diğer hususlar kapsamında aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

İlgili karar ekte sunulmuştur.



Aile hayatına saygı hakkının ihlali.pdf